GÜNEŞ GÖZLÜKSÜZ GEÇEN YILLARIN ZARARI İLERKİ YAŞLARDA BELİRİYOR

Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, özellikle yaz aylarında, su sporları yapanların, güneş altında uzun süreli çalışanların ve araba kullananların mutlaka güneş gözlüğü kullanması gerektiğini belirterek güneş gözlüksüz geçen yılların zararının ileriki yaşlarda ortaya çıktığını söyledi.

Güneş gözlükleri bazen sadece şıklığı tamamlayan bir aksesuar olarak düşünülüyor; ancak gerçek çok farklı!  Gözlerimizi ultraviyole (UV) ışınlarından korumak, görme kalitemizi arttırmak, göze zararlı toz ve yabancı cisimlerin gelmesine engel olmak gibi özellikleri olan güneş gözlüklerinin gerekliliği artık göz sağlığı için büyük önem taşıyor.  Özellikle yaz aylarında deniz ve havuz yüzeyleri ile kumun UV ışınlarını direkt yansıttığına dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, güneş ışınlarının zararlı etkilerinin kendini hemen göstermediğini ve uzun sürede açığa çıkabileceğini söyledi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, “Gün içerisinde özellikle güneşli havalarda güneş gözlüklerinin mutlaka kullanılması gerekir. Ancak havanın bulutlu, sisli olması veya güneşlenirken şemsiye altında olunması bir koruma sağlamıyor. Çünkü güneşin zararlı ışınları gözlerimize yine de zarar verebiliyor. Dünya yüzeyine gelen mor ötesi yani UV (Ultraviyole) ışınlarının yüzde 95’ini UV-A ışınları oluşturuyor. Genelde tüm sene boyunca aynı şiddette gelen bu ışınlar, UV-B ışınlarına göre daha az etkili olsa da çok daha yoğun olduğu için ciltte yaşlanma, kanser ve gözde bazı katarakt tiplerine sebep olabiliyor. UV-B ışınları ise, dünyanın ekseni güneşe doğru açı yaptığı için özellikle yaz aylarında ve bilhassa sabah 10 ile öğleden sonra 4 arasında daha etkili oluyor” dedi.

GÖZLÜK KALİTESİNİN CAMLARI ÇOK ÖNEMLİ!

UV ışınlarının göz çevresindeki ciltte lekelenme, incelme, kırışıklık, kanser, göze et yürümesi, katarakt ve sarı nokta hastalığına sebep olabildiğini aktaran Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, şöyle konuştu: “UV ışınları yazın daha etkili olsa da kış aylarında da özellikle karın etkisi ile zararlı etkilerini gösterebiliyor. Normalde güneşli, parlak ışıklı ortamlarda göz bebeklerimiz göze zararlı ve fazla ışığın girmesine engel olmak amacıyla küçülüyor. Işık, koyu renk bir camı geçerek geldiğinde ise göz bebeklerimizde bir büyüme oluyor. Bu durumda eğer bizim kullandığımız güneş gözlüğünün UV bloke edici etkisi yeterli değilse istenmeyen, gözümüz için zararlı olan ışınlar gözümüze zarar veriyor. Güneş gözlüğünün gözü koruma özelliğinin rengi veya koyuluğuna değil, camların kalitesi ve UV filtresi bulunmasına bağlıdır.  ‘UV filtresi’, gözlük camının hamurunda bulunur. Gözlük alırken yüzde 100 UV koruması olması gerektiği unutulmamalıdır. Güvenilir olmayan yerlerden ve sokak tezgahlarından güneş gözlüğü alınmaması hususunda vatandaşlar azami dikkat göstermeli!”

GÖZLÜK ÇERÇEVELERİ YÜZÜN BOYUTLARI İLE DOĞRU ORANTILI OLMALI!

Gözlük çerçevelerinin yüzün boyutları ile doğru orantılı olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Yaycıoğlu, şunları söyledi: “Açık alanda kullanılacak gözlüklerde güneşten korunma amaçlı olarak, geniş ve yan taraftan gelecek ışınları kıracak şekilde yanlara doğru eğimli çerçeveler tercih edilmelidir. Ancak araç kullanırken güneş gözlüğünün çerçeve ve saplarının ince olması, görme alanını kısıtlamaması gerektiği unutulmamalıdır. Çerçevenin ve gözlük camının materyali kullanım amacına uygun olmalı, aynı zamanda emniyetli, konforlu ve fonksiyonel olmalıdır. Sportif aktiviteler için hafif ve kırılmaya dirençli malzemeden yapılmış gözlüklerin, çocuklarda ise darbeye dayanıklı polikarbonat çerçevelerin tercih edilmesi gerekiyor. Su, kum, cam, kar veya asfalt gibi düz yüzeylerden yansıyan ışınlar, yüzeye dik olarak yansıyor. Bu yansımanın oluşturduğu parlama genelde çok şiddetli olduğundan gözlerde rahatsızlığa, yorgunluğa ve bazı durumlarda görmede azalmaya bile sebep oluyor. Polarize lenslerde yatay yerleştirilmiş polarize mikro-kristaller yer alır ve bunlar tüm dikey ışınları bloke ederek bu parlamayı azaltırlar. Ancak polarize lenslerin UV koruması yapmadığı unutulmamalıdır. Polarize camlı gözlükler özellikle su sporları, bisiklet ve araba kullanımı gibi yansıma, parlamaların fazla olduğu durumlar için uygundur.”

Fotokromatik camları, farklı ışık şiddetlerine otomatik olarak uyum sağlayan camlar, olarak tanımlayan Göz Hastalıkları Uzmanı Yaycıoğlu, “Bu camlar, parlak aydınlık ortamlarda UV-B ışınlarının etkisi ile kararırken karanlık ortamlarda renkleri açılır. Ancak, bu ışığa uyum sağlama işlemi biraz vakit alır, özellikle soğuk ortamlarda uzun sürebilir. Arabaların ön camları UV-B ışınlarını engellediği için arabaların içinde bu tip camlarda renk değişikliği olmuyor. Üstten alta doğru camın renginde açılma olan gradyen gözlük camları açık ve güneşli alanlarda üst kısmının koyuluğu ile göz bebeğinde büyümeye yol açar. Fakat aşağıdan gelen ışınları yeterince engelleyemeyeceği için istenen koruma sağlanamayabilir. Ancak, araba kullanırken yukarıdan gelen ışıkları bloke etmesi, bunun yanı sıra alt kısmının renginin açık olması ile aracın kontrol panelini rahat göstermesi nedeniyle kullanışlıdır” değerlendirmelerinde bulundu.

Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, gözlük camlarının renklerine ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Gözlük camının rengi önemlidir. Gözlük camının rengini seçerken kullanılacak hava ve amacına dikkat edilmelidir. Renk, gözlüğün kullanılacağı ortama uygun olmalıdır. Gözlük camının rengi, görüntü kalitesini, ışık yoğunluğunu, kontrast algılamayı ve renk algısını bozmayacak şekilde seçilmelidir. Farklı lens renkleri farklı ışık koşullarında görme kalitesine etki eder. Ancak UV korumasını artırmaz.

Kahverengi camlar: Günlük kullanıma uygun camlardır. Işığın kalitesini, kontrast ve derinlik hissini artırır. Ancak renklerde bir miktar değişime yol açabilir. Güneşli havalarda ve parlak ışıklı ortamlarda tercih edilebilir.

Gri ve yeşil camlar: Renkleri değiştirmeden ışığın şiddetini azaltır. Renk değişikliğine sebep olmadığı için günlük kullanıma uygundur. Bu grubun koyu tonları normalden parlak koşullarda ışık parlamalarını azaltır ve derinlik hissini artırır. Özellikle araba kullanma gibi renkleri görmenin önemli olduğu durumlarda tercih edilmelidir.

Sarı, altın rengi ve amber: Kontrastta ve derinlik hissinde belirgin artış sağlar ancak parlak ışıklardan koruyucu özellikleri düşüktür. Mevcut ışığı artırdığı için orta ve hafif ışık koşullarında en kullanışlıdırlar. Kontrastı da arttırması sebebi ile sisli bulutlu havalarda kar sporları için idealdir.

Pembe ve kırmızı camlar: Az ışıklı ortamlarda netliği ve kontrastı arttırır, uzun süre kullanıldığında göz yorgunluğunu azaltır.

Mavi ve mor camlar: Özellikle kozmetik amaçlıdır, ancak bir dereceye kadar kamaşmayı azaltır, konturları belirginleştirir. Renk algısını artırır.

Aynalar ve kaplamalar: Bazı camların dışına kaplanan ışığı yansıtan filmlerdir. Parlak ışıklara karşı çok hassas olan kişilerde tercih edilir. Üzerine düşen ışının çoğunu yansıttığı için parlamaları azaltır. Aynalı kaplamalar cisimleri olduğundan daha koyu gösterdiği için daha açık renkte camlara uygulanırlar. (Haber: www.marasexpress.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir