GÖLET, AKARSU VE SULAMA KANALLARINDA SERİNLEMEK İSTEYENLER DİKKAT

Kahramanmaraş’ta Haziran ve Temmuz ayları içinde 9 kişi baraj, gölet ve akarsularda boğularak hayatını kaybetti. Bunlardan 8’i yüzülmemesi gereken sulara serinlemek için girdi. Özellikle 18 yaş altı çocukların yaşamını yitirdiği baraj, gölet ve akarsuların tehlikeli ve ölümcül olduğunun farkına ne zaman varacaksınız?

Hava sıcaklıkları arttıkça maalesef sularda boğulma vakaları da arttı. Dalgıçlar, serinlemek için girilen sularda boğulan hiç kimseyi daha canlı çıkarmadı. Çünkü boğulma dakikalar içinde gerçekleşen bir eylem. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde, 2015 yılında 15 vaka ve 2016 yılında 14 vaka olmak üzere 29 kişi boğularak hayatını kaybetti. Bu yıl ise Haziran ve Temmuz ayı içerisinde 9 boğulma vakası meydana geldi. Daha bu Pazar günü Pazarcık ilçesinde nehir yatağında serinlemek için suya giren 19 yaşındaki bir gencimiz hayatını kaybetti. Bir ocağa daha ateş düştü. Bu sularda boğulanların yaşları ise genellikle 12 ile 20 arasında. Özellikle ailelerin, serinlemek için baraj, gölet, akarsu ve sulama kanallarının kullanımının tehlikeli olduğunun çocuklarına anlatması gerekiyor. Boğulmalar, tamamen kurum ve kuruluşların önleyebileceği bir vaka değil; eğitim eksikliğinden kaynaklı toplumsal bir sorun!

BARAJ VE GÖLETLER SERİNLEME AMAÇLI YAPILMADI!

Baraj, gölet, akarsu ve sulama kanalları gibi kaynaklarda yüzmenin tehlikeli, yasak ve ölümcül olduğunu kaydeden Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Cahit Küçükönder, buraların asla ve asla serinlemek için suya girilecek uygun yerler olmadığını belirtti.

Baraj, gölet ve akarsu kaynakları bakımından zengin olan Kahramanmaraş’ta boğulma vakaları da ciddi boyutlara ulaştı. Son yıllarda artan boğulma vakalarına dikkat çeken Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Cahit Küçükönder, boğulmaların neredeyse tamamının sulama amaçlı yapılan baraj, gölet ve sulama kanallarına serinlemek için girilmesiyle meydana geldiğini söyledi. Küçükönder, “Suda boğulanların yüzde 90’ı aslında iyi ya da orta derecede yüzme biliyor. İlimizde boğulanların neredeyse tamamını çocuklar ve gençler oluşturuyor. Baraj gölet ve akarsularda bizi neyin beklediğini bilemeyiz. Buralarda su soğuk olduğundan kramp, tükenme, kalp krizi ve nefes darlığı olayları sık yaşanıyor. Bu kaynaklar tatlı su kaynağı ile beslendiğinden dolayı kaldırma kuvveti, tuzlu deniz suyundan çok daha azdır. Engebeli arazilere yapıldığı için su zemini bir anda derinleşir. Suyun dibinde kaya, ağaç, balık ağları, yabancı cisimler olabilir; bunlar da yaralanmalara sebep olur” dedi.

Baraj, gölet ve akarsularda insanı çeşitli tehlikelerin beklediğini aktaran Küçükönder, “Örneğin suyun derinliği 1 metre iken birden bire 3-4 metreye çıkabiliyor. Siz normalde kıyıda suya giriyorsunuz, su seviyesi göbek hizasındadır. Bir adım atıyorsunuz; derinlik bir anda 3 metreye çıkabiliyor. Yani orada bir uçurum olabiliyor. Bu tür ani derinlikler olabiliyor. Kıyıda su ılıktır; ama 2-3 metre ilerisi aniden soğuyabiliyor. Suyun ani soğuması ile kramplar olabiliyor hatta kalp krizleri dahi gelebiliyor. Kolda, ayakta, boyunda kramp meydana gelebiliyor. Bu da boğulma sebebi olabiliyor” dedi.

Suyun dibinde balçık olabileceğine işaret eden İtfaiye Daire Başkanı Küçükönder, en iyi yüzme bilenlerin bile balçığa saplanabileceğini belirterek şöyle konuştu: “Baraj ve göletlerin dip kısmı yüzde 90 balçık oluyor. Çünkü buralar kendiliğinden oluşmuş doğal su birikintileri değil. Suni olarak oluşturulmuş göletler. Önü bağlanıyor, arkada suyun altında kalan toprak da balçığa dönüşüyor. O yüzden burada bilmediğimiz sayısız tehlike bizi bekliyor. Orada bir kaya olabiliyor. Bir ağaç ya da kütük parçası olabiliyor. Bir demir parçası olabiliyor. Bastığı zaman ayağını kesen bir şey olabiliyor. Yani bir plaj gibi değil. Bir başka tehlike suyun kaldırma kuvveti. Baraj ve göletlerde suyun kaldırma kuvveti deniz sularına göre çok daha düşük. Deniz suyu normalde insanı kaldırır; fakat tatlı suların kaldırma kuvveti çok daha azdır. Bir başka tehlike suyun derinliği yanıltıyor. Biz dışarıdan baktığımızda suyun derinliği 1 metre görünüyor; ama aslında 160 santimetredir. Kıyıdan bakınca bizi boylamaz diye görüyoruz ama gerçekte daha derin çıkıyor. Bu gibi ortamlarda suyun derinliğinin yüzde 60 yanılma payı var. Akarsularda yine benzer tehlikeler var. Birden derinlik artabiliyor, akıntı olabiliyor. İşte geçtiğimiz haftalarda Andırın ilçemizde balık avlanırken bir gencimiz hayatını kaybetti. İşte avlandığı ağ ipini bileğine bağlamış akıntıya kapılınca da koluna bağladığı ip hareket kabiliyetini kısıtlamış.”

Yüzmenin çok güzel ve çok faydalı bir spor olduğunu kaydeden Küçükönder, bu sporun uygun ortamlarda yapılması gerektiğinin altını çizerek şu açıklamalarda bulundu: “Biz, istiyoruz ki bütün vatandaşlarımız yüzme bilsin. Hatta bu konuda peygamberimizin sünneti var. Tavsiye etmiş: Çocuklarınıza ok atmayı, ata binmeyi ve yüzmeyi öğretiniz, diye Hadis-i Şerifi var. Yüzmek, bana göre sporların içerisinde en iyisi. Bağırsaklara kadar iç organlara kadar çalıştıran bir spor. Ama bunu barajlarda, akarsularda değil; yüzme ihtiyacını, Büyükşehir Belediyemizin, ilçe belediyelerimizin, Gençlik Spor İl Müdürlüğümüzün yüzme havuzlarında veya özel yüzme havuzlarında karşılasınlar. Çünkü oralarda suyun hijyeniğinden tutun da derinliğine kadar her şeye dikkat ediliyor. Küçük çocuklar için ona göre havuzlar var. Büyükler için ona göre havuzlar var. Başlarında cankurtaranlar var. Yüzme antrenörleri var. Yani yüzmeyi en iyi oralarda öğreniyorlar. Ve çok önemli bunu altını çizerek söylüyoruz: Boğulanların yüzde 90’ı aslında iyi ve orta derecede yüzme biliyor.”

SUYA GİRMEK SON ÇARE OLMALI!

Boğulma vakalarına müdahale edecek bilgi ve tecrübe açısından donanımı bulunmayan vatandaşların suya girmeyi en son çare olarak görmesi gerektiğini bildiren İtfaiye Daire Başkanı Cahit Küçükönder, “Mesela plajlarda veya yüzme havuzlarında cankurtaranlar var. Cankurtaranların görevidir; o boğulan vatandaşı kurtarmak. Onlar, onun eğitimini alıyorlar. Ama normal sularda boğulan bir şahsa müdahale edilecekse; kurtarmak isteyen kişi çok iyi yüzme bilmiyorsa veya kurtarma tekniklerine hâkim değilse, boğulmak üzere olan vatandaşı da boğabilir, kendi hayatını da tehlikeye atabilir. Çok dikkatli olmak gerekiyor. İşte geçtiğimiz süre zarfında Kılavuzlu’da 3 kardeş boğuldu. Biri çırpınırken öbürü onu kurtarmak için suya girdi. O da boğulurken üçüncü kardeşleri de suya girdi. O da boğuldu. Bu yüzden boğulmalara müdahale etmek zorunluluk haline geldiğinde ona ip uzatılabilir. Can simidi atılabilir veya uzun bir dal parçası uzatarak kurtarmaya çalışılabilir. Temennimiz vatandaşlarımızın asla baraj, gölet ve akarsulara girmemeleri yönünde; ama ola ki bu ortamlarda boğulan, çırpınan birilerini gördüğümüzde, çok iyi yüzme bilsek veya kurtarma tekniklerine hâkim olsak bile suya girmek en son çare olmalı” şeklinde konuştu.

Vatandaşların yüzme ihtiyaçlarını cankurtaran ya da yüzme eğitmeninin bulunduğu yüzme havuzlarında karşılamasını öneren Küçükönder, şunları söyledi: “Biz her zaman şunu söylüyoruz: Vatandaşlarımız, yüzme ihtiyaçlarını kesinlikle barajlarda, göletlerde, akarsularda gidermesinler. Buralar son derece tehlikeli ve yasaktır. Ailelerimiz yine uyarıyoruz. Sizler vasıtasıyla da farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Aileler çocuklarına sahip çıksınlar. Eğer ailelerimiz baraj ve gölet kenarlarında pikniğe gitmişse küçük çocuklarımıza çok iyi sahip çıkalım. Araçlarımızı, baraj ve nehir kenarlarına dikey değil de yatay duracak şekilde koyalım. Kahramanmaraş’taki ve tüm Türkiye’deki göletler suni gölet olup; dipleri balçıktır. Aniden derinleşir. Aileler, çocuklarının buralara girdirmelerine engel olsunlar. Yine aynı şekilde sulama kanallarına girdirmesinler. Çünkü kanalın derinliği 3 metreyi buluyor. Su caziptir, çekiyor. Devlet Su İşlerinin her tarafta uyarı levhaları olmasına rağmen çocuklarımız oraya giriyor.”

Dalgıçların cankurtaran olmadığını hatırlatan Başkan Küçükönder, vatandaşların dalgıçlara güvenerek suya girmemesi gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Suda boğularak hayatını kaybeden vatandaşlarımız için bizim yapabileceğimiz tek şey sadece onu sudan çıkartmak, Büyükşehir İtfaiyesi olarak! Şu anda Büyükşehir İtfaiye Daire Başkanlığımızın dalgıç ekibi sayısı 12’ye çıkartıldı. Bu, 5-6 sene önce hiç yoktu. Büyükşehir olmadan önce 4 dalgıcımız vardı. Ama biz bu sayıyı 12’ye çıkarttık. Her vardiyada 4 tane dalgıcımız nöbet tutuyor. Bunların 8 tanesi profesyonel 3 yıldızlı dalgıç! Biz şunu sürekli söylüyoruz: Dalgıçlarımız, daha canlı çıkaramadılar maalesef. Olay yerine çok çabuk ulaşmamıza rağmen mesela en yakın yerimiz Kılavuzlu Barajının olduğu yer. Kılavuzlu’ya bizim ulaşma süremiz; 18-20 dakika. Yani şehir trafiği var. Boğulma hemen yolun kenarında değil anayolun da bayağı ilerisinde olabiliyor. Pazarcık’a ulaşmamız yarım saat. Vaka Sır Barajı’nda yaşandıysa ulaşım 45 dakikayı buluyor. Suda boğulan vatandaş zaten 3 ve 4’üncü dakikada artık hayatını kaybetmiş oluyor. En geç 5’inci dakikada ölmüş oluyor. Bir de battığı yerden çıkartmıyoruz. Dalgıçlarımız onun battığı yerin belki de 15-20 metre ilerisinden, suyun 15-20 metre derinliğinden çıkartıyorlar. Bizim dalgıçlarımız zaten cankurtaran değil, suda boğularak hayatını kaybetmiş vatandaşları çıkartan ekipler… O yüzden vatandaşlarımız, dalgıçlarımıza güvenip de suya girmesinler diyorum. İlle de suya girecekse; cankurtaranın olduğu, yüzme hocasının olduğu havuz, plaj vb. yerlerde suya girsinler.”

Küçükönder, baraj, gölet ve akarsularda avlanan amatör ve profesyonel balıkçılar için şu hatırlatmada bulundu: “Avlanan vatandaşlarımız da hep uyarıyoruz. Avlanırken mutlaka can yeleği taksınlar. Oltası, sertmesi veya ağı suda bir şeylere takılırsa onu çıkartmak için kesinlikle suya girmesinler. Çünkü hayatı ondan çok daha önemli. O sertmesini, ağını vücuduna bağlamasınlar. Çünkü akıntılı su kendisini de beraber dibe çekebilir. Bağladığı zaman ondan kurtulamayabilir. Bunun örneğini de yaşadık.”

İŞTE SON İKİ AYDA YAŞANAN BOĞULMALAR:

Kahramanmaraş’ta serinlemek için Kılavuzlu Barajı göletine giren 15 yaşındaki Hasan İnce hayatını kaybetti. (15 Haziran 2017)

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde Kartalkaya Barajı’na giren 13 yaşındaki Fehide Jeridi boğularak hayatını kaybetti. (27 Haziran 2017)

Kahramanmaraş ile Osmaniye arasında bulunan Aslantaş Barajına balık avlamaya giden ve kendi attığı ağa takılan 19 yaşındaki Sezai Kargıoğlu boğularak hayatını kaybetti. (30 Haziran 2017)

Kahramanmaraş’ta baraj gölüne giren Suriyeli 18 yaşındaki Amir Muhammed Ramazan boğuldu. (3 Temmuz 2017)

Sır Barajı Daz Deresi açıklarında serinlemek için baraj gölüne giren 13 yaşındaki Kamil Ahmet Yardımcı hayatını kaybetti. (4 Temmuz 2017)

Sır Barajı Köklü mevkiinde serinlemek için baraj gölüne giren 14 yaşındaki Emre Çetinkaya, boğularak hayatını kaybetti. (4 Temmuz 2017)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir