ESARETİ CESARETLE YENEN MADALYALI TEK ŞEHİR: KAHRAMANMARAŞ

“Gözü kara kahramanları,

Bağrı yanık ozanları,

Kalemi güçlü edebiyatçıları,

Ve milyonlarca sevdalıları vardır Kahramanmaraş’ın….”

(KENAN ONARAN)

Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin birleştiği yerde bulunan Kahramanmaraş, hem coğrafi hem de fiziki olarak stratejik bir konumdadır. Akdeniz Bölgesi’nin gözbebeği olan şehir, zengin iklim ve bitki örtüsüne sahiptir.

Ahır Dağı’nın eteklerine kurulan Kahramanmaraş, on binlerce yıl kendi öz kültürünü korumuş, yozlaşmaya kapılarını kapatarak, bir huzur şehri olarak kalmıştır. Yiğidin harmanlandığı verimli topraklarında, elleri nasırlı, omuzundan emekli babalar; heybesindeki çocuğuyla saçını süpürge eden analar vardır. Aileler arasında köklü bağlar, kimsenin bozamadığı kardeşlik duygusu vardır. Dayanışmanın en güzel sergilendiği bu şehir, Edeler Diyarı Kahramanmaraş’tır.

TARİH

16 bin yıllık tarihi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kahramanmaraş, zengin kültürel miraslarının varlığını günümüzde de korumaktadır. Tarihi varlıklarını, hem yeryüzünde hem de yer altında barındıran Kahramanmaraş’ta, yapılan her arkeolojik kazı, şehrin tarihinin daha da eskilere dayandığını göstermektedir. Kazı çalışmaları devam eden Germenicia da bunlardan biridir.

GERMENANİCİA

Kent merkezinde, Kara Maraş olarak adlandırılan bölgede, yeryüzüne göz kırpan Germenanicia Antik Kenti, Genç Roma Dönemine ait mozaiklerin yer aldığı bir sit alanıdır. Bölgede yapılan kazılar sonucu ortaya çıkan mozaikler, o dönemin günlük yaşamından kesitler sunmaktadır. Bulunan mozaiklerin işçilik kalitesi, emsallerine göre daha üstündür.

KAHRAMANMARAŞ KALESİ

Ağırladığı onlarca medeniyetten izler taşıyan Kahramanmaraş’ın, günümüze kadar varlığını koruyan birçok kalesi mevcuttur. Maraş Aslanı’nın kükrediği Kahramanmaraş kalesi de zamana meydan okuyan yapılardan biridir. Kahraman şehrin merkezinde yer alan kale, Hitit döneminde, Hitit Komutanı Tarhan tarafından, şehrin ele geçirilmesi sonucu, hatıra olarak yaptırılmıştır. Kare planlı burçlarıyla gökyüzünü selamlayan kalenin, dış duvarları kesme taş, iç duvarları ise moloz taştır. Burçların güney yüzünde; sivri kemerli, çift kanatlı kapı yer almaktadır.

ULU CAMİİ

Kahramanmaraş’ta, kalesinde bayrağı dalgalanmayınca, namaz kılınmayan camiler vardır. Kahramanmaraş’ın milli mücadelesinde hücuma geçildiği mekândır, Ulucami! Güneyinde Kahramanmaraş Kalesi bulunan Ulucami, Dulkadiroğluları hükümdarlarından Süleymanoğlu Ala-üd- Devle Bey tarafından, 1496’da yaptırılmıştır. Günümüzde hâlâ ibadete açık olan caminin avlusunda, Rıdvan Hoca’nın; “Kalesinde bayrağı dalgalanmayan şehirde namaz kılınmaz” sözü yankılanmaktadır.

KAPALI ÇARŞI

Ulucami’nin hemen yanında güneydoğuya doğru Kapalıçarşı uzanır. Bedestenler ve birbirine bağlı çarşılardan oluşan Kapalıçarşı, yerli ve yabancı turistlerin ilk durağıdır.

Kapalı çarşıyı gezen ziyaretçilerin karşısına çarşıya bitişik olan Taşhan çıkmaktadır. Dulkadiroğulları Döneminde yapıldığı düşünülen Taşhan, moloz taşlardan oluşan kare avlu çevresinde iki katlı bir yapı şeklindedir.

TAŞ MEDRESE

Kahramanmaraş’ın tarihi mistik kokusunu yaşatan bir diğer yapı da Kahramanmaraş Kalesi’nin güneyindeki meydanda yer alan Taş Medresedir. Düzgün olmayan dörtgen planlı, açık avlu çevresinde sıralanmış bölümlerden oluşan Taş Medrese, Dulkadiroğluları hükümdarı Ala üd-Devle Bey tarafından yaptırılmıştır.

TAŞ KÖPRÜ

Zamanın aşındırıcı gücüne, inatla ayakta durmayı başarabilmiş bir başka yapı olan Taş Köprü; yaşlı ve yorgun haliyle zamanın çeşitli dönemlerine tanıklık etmiş, günümüze kadar da varlığını koruyabilmiştir. Eski Kahramanmaraş Göksün karayolu üzerinde bulunan Taş Köprü, Ceyhan köprüsü olarak ta anılmaktadır. 14. veya 15. yüzyılda yapılmış olduğu düşünülen Taş Köprü, 156 metre uzunluğunda ve 6 gözlüdür.

MALİK BİN EŞDER TÜRBESİ

Halid Bin Velid komutasındaki İslam ordusu ile Maraş’a gelerek burada vefat eden Malik Bin Eşder, adına, Ziyaeddin Yusuf tarafından yaptırılan Malik Bin Eşder Türbesi, Kahramanmaraş’ın inanç turizmine en çok katkı sağlayan tarihi mekânlarından biridir. Adana yolu girişinde ve şehir merkezine 6 km uzaklıkta bulunan Malik Bin Eşder (Ejder) Türbesi, Askeri dehası, yiğitliği ve güreşçiliği örnek alınmış bir şehzade olan Malik Bin Eşder için 1201 yılında yaptırılmıştır.

ESHAB-I KEHF KÜLLİYESİ

Kahramanmaraş’ta gelişmekte olan bir sektör olan inanç turizminin kalbinin attığı yerdir, Eshab-ı Kehf Külliyesi. Afşin ilçesinin 7 km kuzeybatısında yer alan Külliye, her yıl yurt içi ve yurt dışından binlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Kayalık bir tepenin yamacındaki mağaranın çevresinde yer alan Eshab-ı Kehf Külliyesi, Bizans Döneminde ve Selçukluların fethinden günümüze kadar Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından kutsal bir mekân kabul edilmiştir.

SÜLEYMANLI ŞEHİTLİĞİ

1895 Ermeni isyanlarında şehit olan Miralay Tahsin ve 1915 Ermeni isyanlarının bastırılmasında şehit olan Jandarma Binbaşı Süleyman Bey’in mezarı ile beraberinde şehit olduğu bilinen 25 erin temsili mezarları bulunan Süleymanlı Şehitliği de Kahramanmaraş’ın en gözde mekânlarındandır.

KAHRAMANMARAŞ ETNOGRAFYA MÜZESİ

30.000 civarında eser ve 10 salondan oluşan Kahramanmaraş Etnografya Müzesi, Kent merkezinde Azerbaycan Bulvarı üzerinde yer alır. Farklı medeniyetlerden on binlerce eserin buluştuğu müzede Hitit Dönemine ait birçok eserin yanında, Maraş Aslanı olarak ta bilinen Taş Aslan heykelini görmek mümkündür. Kahramanmaraş Etnografya Müzesinin dışında, kent merkezinde iki müze daha bulunmaktadır. Bunlardan birisi, Sütçü İmam’ın ilk kurşunu sıktığı çeşmenin hemen yanındadır. Bir diğeri ise Kahramanmaraş Kalesinin içinde yer alan Kurtuluş Müzesidir.

KURTULUŞ MÜZESİ

Kahramanmaraş Kalesinin içinde yer alan ve 1920’li tarihleri temsil eden müze, Maraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunu anlatmaktadır. Müzenin içine girildiğinde, şehrin kurtuluşu sesli olarak anlatılmakta ve ziyaretçilerini, Kurtuluş Savaşının yapıldığı, Milli Mücadele dönemine götürmektedir.

MİLLİ MÜCADELE

Milli mücadele sürecinde vatan ve bayrak aşkıyla destanlara konu olan Kahramanmaraş, bir kahramanlık örneği sergilemiştir.

Direnişe geçen Maraş halkı “Maraş bize mezar olmadan düşmana gülzar olamaz” anlayışıyla dünyanın unutamadığı bir zafer kazanmıştır. Sütçü İmam’ın ilk kurşunu atmasıyla, fitillenen ateş, Türk Bayrağının Maraş Kalesinden indirilmesiyle yangına dönüşmüş; halkın amansız mücadelesi, zaferle taçlanmıştır. Fransızların şehri işgalinde, başta Sütçü İmam olmak üzere; Aslan Bey, Dr. Mustafa Bey, Çuhadar Ali, Dedezade Mehmet Hilmi Efendi, Eczacı Lütfi, Hafız Ali Efendi, Karakızoğlu Zeki, Kılıç Ali, Kuşçuoğlu Mustafa, Mahmut Bey, Mehmet Abam, Mıllış Nuri, Senem Ayşe, Muallim Hayrullah, Davulcu Halil Ağa, Şehit Evliya gibi genç-yaşlı, kadın-erkek birçok kahraman, işgale karşı koyarak işgalci güçleri halk hareketiyle geri püskürtmüştür.

Milli Mücadele Savaşında, Maraşlıların topyekûn direniş göstermesi ve zor durumda olan çevre vilayetlerin de yardımına koşması, Ankara’da büyük takdir toplamıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında Maraş’a bir yazı gönderilerek, Milli Mücadeleye katılanların listesi istenmiş; yapılan istişarelerin sonucunda Ankara’ya şu yazı gönderilmiştir: “Maraş’ta Milli Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur.” Bunun üzerine 5 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da onayı ile İstiklal Madalyası’nın Maraş’ta fertlere değil, şehir halkına verilmesi kararlaştırılmıştır. Kahramanmaraş, bir adet Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 7 Şubat 1973 tarihinde de Milli Mücadeledeki fedakârlığından dolayı TBMM tarafından “Kahramanlık” payesi verilmiş; Maraş’ın adı bundan sonra “Kahramanmaraş” olarak değiştirilmiştir.

Yediden yetmişe, kadınıyla erkeğiyle kahramanlık gösteren Maraş’ta, Milli Mücadelenin başkahramanlarındandır Sütçü İmam. Fransızların Maraş’ı işgalleri sırasında Ermenilerin yaptığı zulüm ve taşkınlık, Sütçü İmam’ın silahından çıkan ilk kurşunla bir direnişe dönmüştür. İlk kurşunun sesiyle yankılanan Maraş’ta, Kuvay-ı Milliye çeteleri harekete geçerek, milli mücadelenin başarıyla sonuçlanmasını sağlamıştır.

SÜTÇÜ İMAM

Kahramanmaraş’ın milli mücadelesinin bir sembolü haline gelen Sütçü İmam, süt satarak geçimini sağlayan bir halk adamıdır. İmamı olmayan camide namaz kıldıran Sütçü İmam, Maraş halkının gönlünde taht kurmuş, zamanla da Sütçü İmam lakabıyla anılmaya başlamıştır. Maraş Kalesinde görevli iken; çok ısınan bir topun infilak etmesi sonucu, 25 Kasım 1922’de şehit olan Sütçü İmam’ın adına yaptırılan türbe, her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Cesareti ve vatanına duyduğu aşkıyla, Türk halkının gönlünde taht kuran Sütçü İmam’ın ismi, 1992’de kurulan şehrin tek üniversitesinde yaşamaktadır.

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

10 Fakülte, 4 yüksekokul, 8 meslek yüksekokulu, 3 enstitü, rektörlüğe bağlı 6 bölüm ve 16 araştırma merkeziyle 35 bine yakın öğrenciye eğitim veren Sütçü İmam Üniversitesi, 1100 akademisyen ve 850 idari personeliyle Türkiye’nin sayılı üniversiteleri arasında yerini almıştır. Kuruluşundan bugüne on binlerce mezun veren Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, başarılı çalışmalarıyla eğitimdeki kalitesini artırmış, öğrenciler tarafından bilinçli tercihlerin yapıldığı, bir eğitim kurumu haline gelmiştir. Eğitimiyle, kültürüyle, sanatı ve sanatçısıyla Türk toplumu arasında, kabul görmüş bir şehir olan Kahramanmaraş, yetiştirdiği düşünce ve fikir adamlarıyla da şairler yurdu olarak anılmaktadır.

“Yer ile gök büklüm büklüm olmuş arş.

Sütçü İmam’ların diyarı işte bu yer Maraş.

Bak nasıl Giderken Fransız’ın telaşı?

Tarihler anlatamaz ki Kahramanmaraş’ı.”

(BÜNYAMİN UZUNGÜNDEŞ)

Memleket aşkı, beşikten mezara kadardır Kahramanmaraş’ta. Şiirleri, türküleri, öyküleri bu aşkın dışavurumudur. O yüzden bir ozanlar, yazarlar, şairler kentidir, Kahramanmaraş… Şiirin, başkentidir.

++++++++++ŞAİRLER++++++++++

Her yıl fuarlar, konferanslar, paneller, bilgi şölenleri ve festivallerin düzenlendiği Kahramanmaraş’ta,  nice yedi güzel adamlar, dizi filmlere konu olmuştur.

Modern Türk şiirinin hecedeki zirvesi; Necip Fazıl Kısakürek, günümüz halk şiirinin temsilcisi; Abdurrahim Karakoç, Türk hikâyeciliğinin mihenk taşı; Rasim Özdenören, Edebiyatın gür sesi; Nuri Pakdil, İkinci Yeni’nin öncülerinden; Sezai Karakoç, modern şiirin gözdesi; Cahit Zarifoğlu, Halk şiirinin büyük ustası Karacaoğlan, tekke şiirinin en tanınmış ismi; Kuddusi, 19 yy. halk şiirinin iki kardeş ismi; Şirazi ve Şazi…

Diğer şair ve yazarlar gibi ünü ülke sınırlarını aşmış Nurullah Ataç, Erdem Bayazıt, Bahattin Karakoç, Ahmet Taşgetiren, Akif İnan, Alâeddin Özdenören ve Âşık Ali Ataş’ın yanında yüzlerce şair, yazar ve ozanın bu topraklardan çıkması asla tesadüf değildir.

 

COĞRAFİ YAPI

Ahır Dağı’na sırtını dayayan Kahramanmaraş’ta, bir benzeri daha bulunmayan eşsiz güzellikler mevcuttur. Doğal kaynakları ve mucize denebilecek doğa olaylarının yanında, Eski Türk kültürünün izlerini taşıyan yeni mimarileri ile de ziyaretçilerini büyülüyor, Kahramanmaraş.

ABDULHAMİT HAN CAMİİ

1993 yılında yapımına başlanılan Abdulhamit Han Camii, Kahramanmaraş’ın her yerinde görülebilen Mercimek Tepe’de yer almaktadır. On bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği şekilde tasarlanan Abdülhamit Han, Türkiye’nin 3. büyük camisi olup; Kahramanmaraş’ın estetik yapısına zenginlik katmıştır. Asansör sistemi bulunan 4 tane minaresiyle, hem teknolojik hem geleneksel yapıya sahip cami, daha şehrin girişinde selamlıyor, ziyaretçilerini…

UĞUR BÖCEKLERİ

Dünyada ender rastlanan doğa olaylarının yaşandığı Kahramanmaraş’ta, mucize denebilecek manzaralar, en çok fotoğrafçıların ilgisini çekmektedir. Bu doğa olaylarından biri de milyonlarca yedi benekli uğur böceklerinin toplanışıdır. Yedi benekli uğur böceklerinin cümbüşünü görüntülemek için yurt içi ve yurt dışından gelen fotoğraf kulüpleri, Kahramanmaraş’a akın ediyor. 2 bin 273 rakımlı Çimen Dağı’nın Uludaz Tepesi’nde yılın belirli zamanlarında toplanan uğur böcekleri, ziyaretçilerine görsel şölenler sunuyor. Bin 500 metreden sonra bir araya gelen milyonlarca yedi benekli uğur böcekleri için her yıl festivaller düzenlenmektedir.

ZEYTUN KAPLICASI

Kahramanmaraş’ın turizm trafiğinin en yoğun olduğu yerlerden biri de sıcak su kaynaklarıyla zengin olan Zeytun Kaplıcasıdır. Kahramanmaraş’ın sıcak su potansiyelinin neredeyse yüzde 100’ünü barındıran Zeytun Kaplıcası, Kahramanmaraş’a 72 km uzaklıkta bulunan Ilıca Mahallesinde yer almaktadır. İçeriğinde kükürt-petrol atığı ve az miktarda yağ karışımı bulunan şifalı su; romatizmal hastalıklar, kırık çıkık sekselleri ve kadın hastalıklarında tedavi amaçlı kullanılmaktadır.  Sıcaklığı 45 dereceyi bulan şifalı suyuyla, Kahramanmaraş turizmine katkıda bulunan Zeytun Kaplıcası, her yıl on binlerce turisti ağırlamaktadır.

Yaylalarından soğuk ve sıcak su kaynaklarına, vadilerinden yemyeşil göllerine kadar tabiat güzellikleriyle de göz kamaştıran Kahramanmaraş’ta; Başkonuş Yaylası, Yavşan Yaylası, Kapıçam Tabiat Parkı, Fırnız Vadisi, Yeşil Göz, Kumaşır Gölü, Döngel Mağaraları, Savruk Mağarası, Gâvur Gölü ve Kaya Mezarlıkları önemli uğrak yerlerindendir.

MARKA ÜRÜNLER

Eşsiz doğası, şifalı suları, zengin yöresel mutfağı ve Maraş’la özdeşleşmiş marka ürünleriyle yerli ve yabancı turistlerde ilgi uyandıran Kahramanmaraş; tatlısıyla, acısıyla, tuzlusuyla, ekşisiyle adeta bir aroma şehridir.

DONDURMA

Dondurmanın ana vatanıdır Kahramanmaraş. Bu yüzdendir, dondurma deyince; akla ilk Maraş’ın gelmesi. Çatal-bıçak ile yaz kış yenilebilen tek dondurmadır, Maraş dondurması. Ahır dağının yüksek yamaçlarında; kentin coğrafyasına özgü kekik, keven, sümbül ve çiğdemlerle beslenen keçilerin sütünden elde edilen dondurma, Maraşlı edelerin ellerinden benzersiz bir lezzete ulaşmaktadır. Ünü ülke sınırlarını aşmış Maraş dondurması, zengin bir besin kaynağıdır. A,B,C,D ve E grubu vitaminlerin yanında kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir, çinko gibi vitaminler içeren Maraş dövme dondurması, 50 faklı çeşidiyle, yurt içi ve yurt dışında yoğun talep görmektedir.

TARHANA

En az dondurması kadar tarhanasıyla da ünlü olan Kahramanmaraş için tarhana bir aşktır. Öyle ki ortaya çıkışında da gizli bir aşk hikâyesi yatar. Rivayete göre; “Maraşlı genç kız, sevdiğine hazırladığı döğme pilavı ve yoğurdu, anası gelince birbirine katıp bir yere saklar. Bir gün güneşin altında kalan yoğurtlu döğme pilavı kuruyunca, Maraş’ın meşhur tarhanası ortaya çıkar.” Bir başka rivayete göre de tarhananın Maraş dışına yayılması, Mısır seferine çıkmaya hazırlanan Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in, ordu için dayanıklı yiyecek arayışı ile olur. O tarihten sonra; soğukta donmayan, sıcakta bozulmayan, taşıması kolay ve besleyici bir yiyecek olan tarhana, orduların temel besin kaynağı olur. Kendine has yöntemlerle üretilen Maraş tarhanası, zamanla bir dünya markası haline gelmiştir. Yapımı oldukça zahmetli olan Maraş tarhanasının içinde döğme, yoğurt, su ve çeşitli baharatlar bulunmaktadır. Onlarca çeşit yemeği yapılan tarhana, ceviz ve badem eşliğinde yaz ve kış aylarında sohbetlerin baş tacıdır.

MARAŞ BİBERİ

Ülkemiz, kırmızı pul biber ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Kahramanmaraş’ta, “Bir acı, bu kadar mı tatlı olur” dedirtecek biberler yetiştirmektedir. İklimi, toprak yapısı ve soğuk su kaynaklarıyla eşsiz bir aromaya sahip Maraş kırmızı pul biberi, Kahramanmaraş’tan götürülecek üç hediyelik gıda ürününden biridir.

 

                                                        YÖRESEL EL SANATLARI

Kahramanmaraş, yöresel el sanatlarında kendini aşmış bir şehirdir. Bakırdan altına, ağaçtan deriye, pamuktan kumaşa kadar birçok eşya, Kahramanmaraşlı ustaların maharetli ellerinde, şekil bulmaktadır.

BAKIRCILIK

Kahramanmaraş’ta köklü bir geçmişe sahip olan bakırcılık sanatı, Kahramanmaraşlı zanaatçıların ellerinde yeni bir boyut kazanarak; Türkiye’nin her yerinden gelen taleplere cevap vermektedir. Tencereler, kazanlar, kahve takımları gibi birçok ürün imal eden Kahramanmaraşlı ustalar; bileğinin gücüyle döve döve bakıra şekil vermektedir. Ayrıca Hartlap Köyü’nde üretilmekte olan Hartlap bıçaklarının ünü de Türkiye’ye yayılmıştır.

KUYUMCULUK

Kahramanmaraş, ülkemizde kuyumculuk sektöründe İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer alır. İşlemelerinde, hammadde olarak 22 ayar altın kullanan Kahramanmaraşlı kuyumcular, atölyelerinde Maraş burma bileziği, hasır örgü, arı peteği, kafesli kordon, alyans, kolye, bilezik ve kemer gibi çeşitleriyle yurtiçi ve yurtdışı pazarına hitap etmektedir. Maraş burma bileziği, Türk Patent Enstitüsü tarafından coğrafi işaret ile tescillenmiştir.

OYMACILIK

Geleneksel el sanatları arasında yer alan oymacılık, Kahramanmaraş’ta gelişen sektörler arasındadır. Kahramanmaraşlı emektarların ellerinde şekil ve desen bulan şimşir, meşe, ıhlamur ve özellikle ceviz gibi ağaçların kerestelerinden yapılan motifli mobilyalar ile süs eşyaları, görenleri kendine hayran bırakmaktadır.

KÖŞGERLİK

Mahalli tabiriyle Köşgerlik diye bilinen “Deri İsçiliği”, Kahramanmaraş’ın önemli el sanatlarındadır. İnsan giyim kuşam eşyalarından, hayvan koşumlarına kadar, çeşitli sahalarda yaygın bir kullanımı vardır. Köşgerlik sanatı, Kahramanmaraş’ta daha çok pabuç, çizme, postal, terlik, çarık ve yemeni gibi ayakkabıcılık alanında gelişmiştir. Kahramanmaraş’ın en köklü kültürlerinden biri olan yemeni ve çarık dayanıklı ve sağlıklı olmasıyla bilinir. Maraş’a özgü motif ve modelleriyle kişiye özel yapılan çarık ve yemeni günümüzde de kırsal kesimde en çok kullanılan ayakkabı türleridir. Günümüz ayakkabıcılığının temelini oluşturan; Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter gibi en çok izlenen sinema filmlerinde kullanılan çarık ve yemeniler, Maraşlı ustaların ellerinden çıkmıştır.

DOKUMACILIK

Yurdumuzun birçok yörelerinde olduğu gibi Kahramanmaraş’ta dokumacılık temelde göçebe kültürünün gelenek ve göreneklerine dayanır. Yolluk, heybe, torba, kilim, yük çulu, çuval, haral, çadır örtüsü ve göçer eşyaları, dokumacılıkla ortaya çıkan ürünlerdir. Günümüzde, teknolojinin de gelişmesiyle; dokumacılık, Kahramanmaraş’ta modern tesislere taşınmıştır.

Külekçilik, Dericilik, Saraççılık, Fırıncılık, Nalbantlık, Semercilik, Keçecilik, Gümüş İşlemeciliği, Demircilik, Aba Dokumacılığı, Kalaycılık, Aleflik, Bekerecilik, Tarakçılık, Çulfacılık, Çıkrıkçılık, Tenekecilik, Hallaççılık, Kavafçılık, Kazezcilik, Sıracılık, Masmalacılık, Mazmunculuk, Şerbetçilik, Çömlekçilik, Nakışçılık ve Kahramanmaraşlı genç kızların çeyizlerini süsleyen simsırma, el emeği göz nuru olan diğer yöresel el sanatlarındandır.

 

SANAYİ

Maraş’a ait yöresel el sanatlarının bir kısmı, Kahramanmaraş sanayisinin şekillenmesinde de etkili olmuştur. Eskiden el tezgâhlarında yapılan dokumacılık, günümüz modern dünyasında, yerini teknolojik makinelere bırakmıştır. Hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Kahramanmaraş, birçok sektörde marka haline gelmiş ve birçok yatırımı hızla hayata geçirmiştir. Dondurma ve tekstil sektörü başta olmak üzere; konfeksiyon, çelik mutfak eşyası, pamuk işleme, inşaat, gıda, yem, ambalaj, kâğıt ve makine imalatı, ısıtma ve soğutma sistemleri sektörlerinde, iktisadî profilin ana hatlarını oluşturmuştur. Kahramanmaraş ekonomisinin en gelişmiş sektörü olan tekstilde, özellikle teknoloji ve kalitede ulaşılan nokta, Türkiye standartlarının üstündedir. Kahramanmaraş, dünya tekstil pazarlarında hem teknoloji bakımından hem de kalite bakımından rahatça rekabet edebilecek seviyeye gelmiştir.

İLÇELER

Kahramanmaraş’ın 2014 yılında Büyükşehir statüsüne kavuşmasıyla Onikişubat ve Dulkadiroğlu Merkez ilçeleriyle beraber, 11 ilçesi bulunmaktadır.

ONİKİŞUBAT

Adını, Milli Mücadele döneminde, Kahramanmaraş’ın kurtuluş tarihi olan 12 Şubat’tan alan Merkez Onikişubat ilçesi, şehrin batı tarafında yer almaktadır. Kahramanmaraş’ın, yapılaşma olarak batıya doğru yoğunlaşması, Onikişubat ilçesinin, düzenli kentleşmesine olanak sağlamıştır.

DULKADİROĞLU

Dulkadiroğlu Beyliğinin hüküm sürdüğü bölgenin adıyla anılan Merkez Dulkadiroğlu ilçesi, şehrin doğu yakasına düşmektedir. Kahramanmaraş’ta, zengin tarihi dokunun en yoğun bölgelerinden biri olan Dulkadiroğlu İlçesi, önemli yeraltı kaynaklarına sahiptir.

AFŞİN

Kuruluş tarihi Hititlere kadar uzandığı düşünülen Afşin, Kahramanmaraş’a 50 km uzaklıktadır. İlçede, zengin linyit yatakları bulunmaktadır. İnanç turizmi açısından önemli bir yeri olan Ashab-ı Kehf mağarası, ilçenin değerlerine değer katmıştır. Afşin, Âşık Mahsuni Şerif gibi geniş kitlelerce benimsenen birçok sanatçı ve sırtı yere getirilemeyen pehlivanlar yetiştirmiştir.

ANDIRIN

Zengin tabiat güzelliklerine sahip olan ve kaleleriyle tanınan Andırın, il merkezine 83 km uzaklıktadır. Karadeniz’i aratmayan yaylalarıyla, yayla turizminde ön plana çıkan ilçeye, Çukurova yöresinden ve çevre illerden birçok turist gelmektedir. Halkın, geçimini çiftçilik, hayvancılık ve orman işçiliği ile sağladığı Andırın’da; okuma oranının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu görülmektedir.

Bizans döneminden kalma Haştırın Kalesi, Azgıt Kalesi ve Meryemçil Kalesi gibi birçok kalenin yerleşkesi durumunda olan Andırın, farklı uygarlıkların izlerini taşımaktadır.

ÇAĞLAYANCERİT

1987 yılında ilçe statüsü kazanan Çağlayancerit dağlık bir alana kurulmuştur. İlçeye bağlı Küçükcerit Mahallesinde çıkan mozaik kalıntıları yörenin yerleşiminin MS 3 ile 4. Yüzyıla dayandığını göstermektedir. Cevizi ve şıralık üzümü ile meşhur Çağlayancerit, il merkezine 110 km uzaklıktadır.

EKİNÖZÜ

Cela adıyla bilinen Ekinözü’nün 17. yüzyıldan beri yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir. Ünlü şairler Abdürrahim Karakoç ve Bahattin Karakoç’un doğduğu ilçe olan Ekinözü; yukarı, orta ve aşağı içmeleriyle tanınmaktadır. Yöredeki şifalı sular, birçok hastalığa iyi gelmekte ve bu yönüyle çevre il ve ilçelerden birçok ziyaretçinin akınına uğramaktadır.

ELBİSTAN

Kahramanmaraş’ın en büyük ilçesi olan Elbistan, il merkezine 162 km uzaklıktadır. Şehrin içinden doğan ve içinden akan Ceyhan nehri ile sulanan verimli topraklarında, çerezlik ayçiçeği üretimi yapılmaktadır. Türkiye’nin en büyük şeker fabrikasından biri olan Elbistan şeker fabrikası ile de ülkemizin şeker üretimine önemli bir katkı sağlamaktadır. Türkiye’nin en büyük termik santral kompleksi olan Afşin-Elbistan Termik Santrali’n Afşin ilçesiyle ortak işletmektedir. Bu yönüyle Afşin-Elbistan Havzası, Türkiye’nin en büyük linyit rezervlerine sahiptir. Tarihi çok eskilere dayanan Elbistan,  Osmanlı Devletine son katılan beylik olan Dulkadiroğlu beyliğine, başkentlik yapmıştır. Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Elbistan’da besicilik ön planda olup; Türkiye’nin en kaliteli etleri, bu ilçeden çıkmaktadır.

GÖKSUN

Kahramanmaraş merkeze 90 km uzaklıkta bulunan Göksun, 1240 metre yükseklikte yer almaktadır. Geçmişi MS 300 yıllarına kadar uzanan ilçe; Roma, Bizans, Haçlılar gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Çeşitli dönemlere ait birçok höyük, kale, mağara ve kaya mezarlarıyla ön plana çıkan Göksun’da, Elmacılık önemli bir tarımsal faaliyettir.

 

NURHAK

Adını, eteklerinde kurulduğu 3090 m yüksekliğindeki Nurhak Dağından alan ilçe, 220 km ile Kahramanmaraş şehir merkezine en uzak ilçedir. İlçe sınırlarıyla İlhanlı Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti, Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır.

PAZARCIK

1877 yılında kurulan ilçe, Kahramanmaraş merkeze 48 km uzaklıktadır. Bizanslılardan kalma Turuclu Köyü kalıntıları, Abbasilerden kalma su sarnıçları, Ufacıklı Köyü kalıntıları, Ardıl Köyü camisi ilçenin başlıca tarihi ve kültürel öğeleridir. İlçenin tek akarsu kaynağı, Aksu Çayıdır.

TÜRKOĞLU

Tarım ve hayvancılığa bağlı sanayinin geliştiği Türkoğlu, Kahramanmaraş merkeze 20 km uzaklıktadır. Kahramanmaraş şehir merkezine en yakın ilçe olan Türkoğlu, Kahramanmaraş’ı Hatay ve Osmaniye’ye bağlayan kara ve demiryolunun bu sahadan geçmesi dolayısıyla stratejik bir konumdadır. Türkoğlu ve Sağlık Ovası üzerine kurulan ilçeden, Aksu Nehri geçmektedir.

Türk kültür ve medeniyetinin en iyi yaşatıldığı şehirlerden biri olan Kahramanmaraş, köklü tarihiyle milli mücadele ruhunu yakından yaşamış, kahramanlığıyla da diğer şehirlere, düşman işgalinden kurtuluş mücadelesinde cesaret vermiştir. Stratejik coğrafi yapısının yanında, enerji potansiyeli yüksek yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla yatırımcıların dikkatini çeken Kahramanmaraş, yöresel mutfağından, el sanatlarına kadar, çok zengin bir kültüre sahiptir. En samimi dostlukların, en güçlü bağların kurulduğu Kahramanmaraş, Ökkeşlerin mekânı, edelerin diyarıdır.

 

“İnsan iki türlüdür Kahramanmaraş’ta

Birine ede derler diğerine bacı!

Kardeşliğin son nefese kadar yaşandığı bu şehirde,

Ede kardeşten, Bacı candan da ötedir.

Bu yüzdendir Sütçü İmamın tetiği çekmesi.”

(KENAN ONARAN)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir