SU ZENGİNİ ŞEHRİN SU ZENGİNİ İLÇESİ ÇAĞLAYANCERİT!

Dört tarafı dağlarla çevrili Çağlayancerit, doğal su kaynaklarıyla Kahramanmaraş’ın en zengin ilçesidir. Yüksek dağları, sarp kayaları ve derin vadileriyle adeta yeşil bir cennettir.

Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Çağlayancerit, coğrafi olarak Akdeniz bölgesi sınırları içindedir. Kuzeyinde Nurhak, doğusunda Adıyaman ili Gölbaşı ilçesi, güneyinde Pazarcık, batısında ise Kahramanmaraş İli Merkez ilçesi bulunmaktadır. İlçede Akdeniz iklimiyle karasal iklim arasında geçiş özelliği taşıyan iklim tipi hâkimdir. Yaz mevsimi sıcak ve kurak kış ve mevsimi soğuk ve kar yağışlı, baharlar ise ılık ve yağışlıdır.

İlçe merkezi, kuzeyinde Engizek dağları, güneyinde ise Öksüz dağı ile çevrili bir vadide kurulmuştur. Mahalleleri genelde dağlık arazilerde yer almakla beraber, Düzbağ ve Bozlar mahalleleri, geniş düzlüklere sırtını dayamıştır.

TARİHİ

İlçenin ilk kuruluşu bu günkü ilçe merkezinin kuzeyinde bulunan pamuk denilen yerdir. İlçenin adının Orta Asya’dan gelen Cerid Aşireti’nden geldiği ve bu adla tanındığını söyleyebiliriz. “Çağlayan” tabirinin ise sularının çokluğuna dayanarak kullanıldığı olasılığı kuvvetli bir ihtimaldir. İlçeye bağlı Küçükcerit Köyünde ortaya çıkan mozaik kalıntıları, yörede yerleşimin M.S. 3-4. yüzyıla dayandığını göstermektedir. Dağlık bir alanda kurulan Çağlayancerit, Elbistan-Pazarcık arasındaki eski tarihi yola hâkim konumdadır. Bu yol, Anadolu’dan Suriye ve Irak’a giden en işlek yolun en bilinmeyen kısmıdır. Çağlayancerit, konumu itibarıyla Anadolu-Suriye, Irak ticaret yoluna hâkim bir yerdedir.

CERİD AŞİRETİ

Çağlayancerit, dört kabileden meydana gelmiştir. Cerid Aşiretine mensup dört oymağın adları şöyledir: Deli Ahmedli, Aralık Evi, Kızıllı ve Tabanlu! Cerid Aşireti, ilçe halkının temel unsurunu oluşturur. İlçe halkının bölgeye yerleşimi, Türklerin Anadolu’ya göçleriyle paralellik göstermektedir. Genelde Çağlayancerit, Cerit Aşiretinin yaylağı olarak kullanılmıştır. Ceridler, yarı göçebe şekilde buraya yerleştirilmiştir. Rafet Yinanç, “Dulkadirli Beyliği” ile ilgili makalesinde Malatya ve bu yörelerde Ağaçeri Türkmenlerinin yaşadığını ifade eder. Ağaçerilerin 13. yüzyılda Baba İshak İsyanı’na katıldığını bildiren Yinanç, sonraları Ağaçeri Türkmenlerinin Dulkadirli Beyliğini oluşturduğunu kaydeder. Büyük olasılıkla şimdiki Çağlayancerit ve yöresinde yaşayan ilk Türk topluluğu Ağeçeriler olmuştur. İlçe, Selçuklu Devleti’nin hâkimiyetinden sonra, Dulkadirli Beyliği’ne geçer. 16.yüzyılda da Osmanlı Devleti’ne bağlanır. Cerid Aşireti şimdiki Aksu’nun gözü diye tabir edilen Küçükcerit’e yerleşir. Cerit Aşireti, burada bulunan Tecirli aşireti ile Aksu’nun gözü için savaşırlar. Bu nedenle günümüzde Küçükcerit sınırları içinde “Tecirli Kabirliği” bulunmaktadır. Yerleşim yeri daha sonraları şu anki Çağlayancerit’in olduğu yere taşınmıştır.

Çağlayancerit’te hala tarihin çeşitli dönemlerine tanıklık eden birçok tarihi eserlerin izlerine rastlamak mümkündür. Ortaya çıkan eserler incelendiğinde, bölgede Roma döneminin hüküm sürdüğü sanılmaktadır. İlçenin Aksu Mahallesi Kısık mevkiinde yol yapımı esnasında ortaya çıkan su kanalının, Roma döneminden kaldığı sanılmaktadır. Bu su kanalıyla tarihi bir şehir olan “Göynük”e su götürülmüştür. Taş ve bir tür kirecin kullanıldığı su kanalı boyunca yapılacak kazı çalışmaları, ilçenin tarihi hakkında yeni bilgiler verebilecek niteliktedir.

  1. yüzyılda Ermenilerin hâkim olduğu bilinen Bozlar, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Her el değiştirmesinde de yakılıp yıkılan şehir, uzun bir süre “Yanık Şehir” anlamına gelen “Göynük” ismiyle anılmıştır. Hala bölgenin birçok alanında Göynük Kalesi ve su sarnıçlarının duvarları göze çarpmaktadır. Papaz Hasan Konağı ve kümbeti, Bozlar Mahallesi’nde dikkat çeken tarihi varlıklardandır. Cerid Aşiretiyle aynı dönemde, yaklaşık 200 yıl önce göç eden Papaz Hasan Ağa, Bozlar’da hüküm sürmüştür. Beyaz atı, frenk ipinden şalvarıyla tanınan Papaz Hasan Ağa, çok iyi Arapça bilir, halk tarafından çok itibar görürmüş. Hayvancılıkla uğraştığı bilinen Papaz Hasan Ağa’nın türbesi ve hatıralarının sergilendiği konak, hala Bozlar’da ziyaretçilerini ağırlıyor. Çağlayancerit’te tarihi varlıkların yoğunlaştığı bir başka bölge ise Helete olarak da adlandırılan Düzbağ Mahallesi’dir. Çağlayancerit’in en büyük mahallesi olan Düzbağ, Kahramanmaraş’ın büyükşehir statüsüne kavuşmasıyla beraber Bozlar ile birlikte beldeden mahalleye dönüşmüştür. Düzbağ’ın Kömegoz Bölgesi ve Tilki Tepesinde, yine Roma dönemine ait olduğu bilinen kaya mezarlarına rastlamak mümkündür. Mahallede bulunan Tahta Köprü, uzun süre tarım arazilerinin işlenmesinde kullanılmış dikkat çeken varlıklardan biridir. Türkiye’de önemli bir yeri olan anıt ağaçlardan bir tanesi de Düzbağ’da bulunmaktadır. Mahalli adı ile Kız Fatma Çınarı olarak anılan anıt ağaç, aynı noktadaki üç çınar ağacına birlikte verilen bir isimdir.

Çağlayancerit ilçe merkezinde en eski tarihi varlıklardan birisi Keziban Hatun Camidir. Hala dimdik ihtişamlı duruşuyla ibadete açık olan cami, Çağlayancerit’in ilk camisi olma özelliğini taşımaktadır. Pınarbaşı mevkiinde sarp kayalar üzerine temeli atılan cami, adını, bütün masraflarını karşılayan zengin bir kadın olan Keziban Hatun’dan almıştır.

İlçenin Engizek Mahallesi’nde ise çeşitli büyüklüklerde mağaralar bulunur. Hangi döneme ait olduğu bilinmeyen bu mağaralar, uzun süre çobanların konaklama adreslerinden biri olmuştur.

Su kaynakları bakımından zengin bir coğrafyaya sahip Çağlayancerit’te su değirmenleri de yaygındır. Hemen hemen her mahallede bulunan su değirmenlerinin en eskilerinden bir tanesi de Aksu Su Değirmenidir. En az 100 yıllık bir geçmişi bulunan su değirmeninde, suyun gücünden yararlanılarak buğday, arpa ve nohut gibi ürünler işlenmiştir.

Çağlayancerit, 1 Haziran 1986 tarihine kadar Kahramanmaraş ili merkez ilçeye bağlı köy olarak kalmıştır. Bu tarihte belediye teşkilatı kurulmuş, 4 Temmuz 1987 tarihinde de 3392 sayılı kanunla ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçe merkezinde, özellikle Fatih Mahallesi’nde pek çok tarihi evlere rastlanır. İlçe merkezinin Çağlayancerit’e taşınmasıyla ilk evler Zorkun Deresi civarında yoğunlaşmıştır. Derenin iki yakasına paralel uzanan ve taş duvar ile toprak damlardan oluşan evlerde günümüzde hala ikamet edilmektedir.

EKONOMİ

Çağlayancerit’in ilçe ekonomisi, ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılık üzerine dayalıdır. Bunun yanında meyvecilik, arıcılık, ticaret ve taşımacılık da diğer geçim kaynaklarıdır.

Dağlık bir alana yayılan Çağlayancerit’te tarım arazisi çok azdır. Engebeli olması nedeniyle makineli tarımın yapılamadığı ilçede, büyük işletmeler kurulamamıştır. Kuru arazilerde ana ürün buğdaydır. Sulanabilir arazilerde ise meyvecilik ve şekerpancarı yetiştiriciliği yapılmaktadır. Düzbağ beldesinde ise yoğun olarak elma yetiştiriciliği ile uğraşılmaktadır.

MARKA ÜRÜN CEVİZ

Çağlayancerit, iklim olarak ceviz yetiştiriciliğine son derece elverişlidir. Bu nedenle ilçenin hemen hemen her mahallesinde ceviz bahçelerine rastlamak mümkündür. Cevizin çok önemli seviyelerde yetiştirilip önem verildiği Kahramanmaraş bölgesi içerisinde ceviz yoğunluğu bakımından Çağlayancerit çok önemli bir yer almaktadır. İlçe sahip olduğu ceviz potansiyeli ile adeta Kahramanmaraş’ın bir ceviz bahçesi konumundadır. Bu özelliği ile de Çağlayancerit halkının ekonomik hayatında Ceviz çok ama çok önemli bir konuma sahiptir. İlçede, ilk başlarda kışlık zahire olarak yetiştirilen ceviz, son zamanlarda ekonomik değerinin daha iyi anlaşılmasıyla düzenli bahçelere dönüşmüştür. Yöresel adıyla “Goz” olarak bilinen ceviz, kısa zaman da Çağlayancerit’in bir marka ürünü haline gelmiştir. Çağlayancerit cevizi için yapılan Ar-Ge çalışmaları ve akademik araştırmalar neticesinde ceviz, ilçede çok önemli bir sektör haline gelmiştir. Çağlayancerit ilçesi coğrafik olarak sahip olduğu konum itibariyle ceviz bölgesidir. Adeta ilçe cevizi için yaratılmış tüm şartlara sahiptir denilebilir. Bu da ilçe cevizlerinin kalite verim bakımından üstün özelliklere sahip olmasına neden olmuştur. Erkek ve dişi çiçek oluşum zamanları birbirine yakın olduğundan dolayı Çağlayancerit cevizinin meyve verimi çok yüksek. Bin 100 ile bin 500 rakımda yetişen Çağlayancerit cevizi, kuru kabuklu meyve olarak ağaç başına 60 ile 65 kilo arasında meyve veriyor. Çok önemli bir sektör olan ceviz için ilçede festivaller düzenleniyor.

SU KAYNAKLARI

Doğal kaynak suları bakımından Çağlayancerit, ayrıcalıklı bir ilçedir. Öyle ki bu su kaynaklarından, Kahramanmaraş’ın çeşitli ilçelerine ve komşu il Gaziantep’e, içme ve sulama suyu takviyesi yapılmaktadır. İlk başlarda eski usul ile sulama ve içmede kullanılan su kaynakları, son yıllarda yapılan göletlerde tutulmaya başlanmıştır. Boylu Mahallesi’ndeki Merk Göleti, Engizek Mahallesi yolu üzerinde bulunan Zorkun Göleti ve Düzbağ Mahallesi’nde bulunan Helete Göleti, ilçenin sahip olduğu göletlerdir. Merk Göleti, Boylu Mahallesi ve Bertiz Köylerindeki tarım arazilerini sularken; Zorkun Göleti ise sulama kanalları yardımıyla Düzbağ Mahallesine kadar geniş tarım arazilerinin sulamasında kullanılacaktır. Helete Göleti ise Düzbağ Mahallesi’ndeki elma bahçelerine can suyu olacaktır.

MESİRE ALANLARI

Çağlayancerit’tin sahip olduğu su kaynaklarının etrafında, bir süre sonra piknik ve mesire alanları kurulmuştur. Ünü ülke genelinde de yayılan su kaynaklarından yararlanmak için özellikle yaz aylarında yurtdışında ikamet eden gurbetçiler ve yurt içinden on binlerce vatandaş, ilçeyi ziyaret etmektedir. Piknik ve mesire alanları, kısa sürede Çağlayancerit turizminin can damarı olmuştur. Bu mesire alanlarının başında Çağlayancerit Değirmen Gözü Mesire alanı gelmektedir. Halk arasında Kuzgeçe diye tabir edilen mevkide bulunan Değirmen Gözü, ilçe merkezine yakın bir noktada yer alması nedeniyle en çok yerli ve yabancı turist çeken mekândır. Etrafında çok sayıda çay bahçesi ve lokanta bulunan Değirmen Gözü’nde, Türkiye’de çok az bulunan Bungalov evleri inşa edilmiştir. Özellikle yabancı turistlere hitap eden evler, yaz-kış ilçenin konaklama ihtiyacını gidermektedir. İlçenin Aksu Mahallesi’nde bulunan Aksu Gözü ise çok güçlü bir su kaynağına sahiptir. Doğayla baş başa vakit geçirmek isteyenlerin tercih ettiği Aksu Gözü; ceviz, meşe, kamalak ve ardıç ağaçları arasında eşsiz bir manzara sunuyor. Küçükcerit Mahallesi’nde bulunan Küçükcerit Gözü Piknik ve Mesire alanı da yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı bir başka doğa harikasıdır. Maviyle yeşilin buluştuğu bir başka nokta ise özellikle balık sevenlerin uğrak noktası, Göksu Piknik ve Mesire alanıdır. Çağlayancerit’te tesisleşmenin dışında kalmış sadece yöre halkına hitap eden birçok su kaynağı daha mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de Kale Mahallesi’nde bulunan Kırkgöz’dür.

YÖRESEL EL SANATLARI

Kendine özgü gelenek ve göreneklere sahip olan Çağlayancerit, yöresel el sanatları konusunda oldukça zengin bir kültüre sahiptir. İlçede yöresel el sanatları, genelde örgü ve dokuma üzerine gelişmiştir. Özellikle kadınların meslek edinmesinde ve aile geçimine katkı sağlamasında şüphesiz halı dokumacılığının önemli bir yeri vardır. Çağlayancerit ilçe merkezi ve kırsal kesimde yüzlerce kadın, el tezgâhlarında halı dokuyarak, aile bütçesine katkı sağlamaktadır. Halı dokumacılığının yanında Çağlayancerit’te icra edilen belli başlı yöresel el sanatları ise şunlardır: Sepet Örmeciliği, Çıkrık, Kirmen, Ağaçtan Istar, Postal, Karadağ Çarığı, Edik, Ağaç Kürek Yapımı, Çul Çadır Dokumacılığı, Ceviz Oymacılığı ve Kıl Çorap Örücülüğü…

ÇAĞLAYANCERİT MUTFAĞI

Çağlayancerit, zengin ve köklü bir yöresel mutfağa sahiptir. Zeytinyağlı yemeklerin yanında tatlı ve pasta çeşitleriyle dikkat çeken ilçede; takalak, ekşili yahni, kabak sarması, yarpız dövmesi, körmen aşı, fakıbeyni, çıldırım aşı ve tarhana dürümü belli başlı ana yemeklerdir. Hapsa, guymak, teleme, karsambaç ve kıvrım tatlı da belli başlı tatlı çeşitlerindendir. Bastık, pestil, sucuk, samsa ve dut kurusu ise halkın kışlık zahire olarak mutfaklarına taşıdığı tatlı çeşitleridir. Çağlayancerit, şimdi damak ttadına düşkün misafirlerini bekliyor.

Çağlayancerit, kurulduğu günden bu yana kendi öz kültürünü korumayı başarmış, ender ve şirin ilçelerden biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir